Önyargı ve Farkında Olamadıklarımız

Image Description
Canan Tuğçe Ateş 274   -   12-11-2020
Paylaş:

Soylu Adam ve Bir Antikacının Günlüğü

 

Zamanın birinde , uzak ülkelerde yaşayan soylu bir adam varmış. Bu adam kimseleri beğenmez , burnundan kıl aldırmazmış. O kadar yalnızmış ki kibir ve bezginliği bu yüzdenmiş. Bir o kadar zengin olan bu adam mutluluk basamaklarından çıkamayacak kadar hüznünün fakiriymiş. Mutluluğu bile arayamaz olmuş benliğinde. Hayata olan öfkesi adeta denizin hırçın dalgaları gibiymiş. Kimsesizliğini örten bir bisikleti dışında hiçbir umudu yokmuş. Monoton dünyasının skalasında rengarenk bir serüvene çıkmaya karar vermiş. Bu bisiklet tek yönü ve adresi olmuş. Her pedalı çevirişinde aheste aheste hayat serüveni başlamış . Yaşamın kıyısında her anını bir minik kareye sığdırmış ve tüm dünyayı bisikleti ile yolculuğa çıkıyormuş.

 

Yunanistan'ın sokaklarında aheste aheste pedallara dolanan ayağı artık bitap derecede  uçan bir güvercin gibi, akıntıya kürek olmuşçasına salıvermiş tüm bedenini. 

 

Tarihi bir sokağa çıkar , adeta savrulur gibi. Köşe başında ki antikacıyı görür ve meraklı bakışlarıyla birlikte hırçın adımlarını atar derinliklerde. Loş ışıklar bile gözünü kamaştırır, hayatının karanlığı içine çökmüştür çünkü. Bir günün sabahında bile yüzüne doğmamıştır ki güneş yani; güneş dediysem sarı peri.

 

      - Merhaba der Antikacı 

      Antikacı gözlerinin feri bile görünmeyen adama umutla yürür gibi, Merhaba der!

 

      - Antikacı :

      Buyurun efendim hoş geldiniz; zamana yolculuk yapabilirsiniz diyerek çekilir bir kenara.

 

      Soylu Adam bir metal yığınına bakar gibi bakar tüm güzelliklerine büyülü dükkanın. 

 

     En son söylenir Antikacıya aslında içten içe tuhaf ve yadırgayarak baktığı gramofonun  

     fiyatını sorar.

 

     - Bu gramofon ne kadar efendi?

     -Antikacı : 2500 dolar

     -Soylu Adam , Eski altın sırmalı masaya demir gibi güçlü bileğini vurur. Bu zurnayı andıran bayağı şey bu kadar etmez ki.

 

      - Antikacı: Suskunluğunu bozarak, lütfen efendim şu karşı iskemleye oturun ve sakin olup beni dinleyin. 

 

       - Soylu Adam : Antikacının kibarlığına anlam veremez ve meraklı bakışlarla dinlemektedir.

 

       -Antikacı : Siz bilir misiniz? bu gramofonda kaç insanın hayal kırıklığı, yalnızlığı, debelenen ruhu, acıları ve ihtirası var bilir misiniz?

 

       Plağın her döngüsünde kaç milyon gözyaşı var. Sayabilir misiniz , sonsuzlaşan hüznü? Bu gözyaşlarını, bu inleyen çığlıkları , bu akıbeti belli olmayan yolculuğu, bu çalkalanan hayat güftesini...

 

       Size soruyorum şimdi! Beyefendi?

       Sizce ne kadar pahalı olabilir insanların içinde sonsuzluğa uzanan, fırtınalar koparan hislerden bir antikacı gramofonu...

 

                     Son olarak şunu eklemek isterim ; Burası bir antikacı değil efendim! Tüm şehrin kalbinin , ruhunun atışı, Tüm şehrin hikayesidir...

 

    İnsanlar sadece müziği duymuyorlardı ki ruhunda , benliğinde ilmik ilmik işlenen duygular vardı. Nakış nakış birleşen , bütünleşen hayat yolculuğunda bin bir kişinin yalanı düğümleniyordu. Gramofon kıvrımlarında...

 

   Bazen çığlıklarla artan tonlar, bazen aheste aheste çalan umutsuzluklar, bazen neşenin ritmiydi...

 

  Her şeyden çok ; kalbin , ruhun sesiydi. 

 

  O kibirli soylu adam ; şaşkınlık içinde virane gibi kalıvermişti. Adeta inciler düşüyordu yüzünün her zerresine. Sesi titredi, yutkunurken zorlandı.

 

 Sanki güneş parladı hayatıma altın gibi değerli. Tüm benliğimi gösteren kibri, yoksul kalbimi onaran bir marangoz gibi, hayatıma ayna oldun antikacı.

 

 Ne bir altın bu sözler kadar değerli, ne bir maddiyat hanesi, tüm servetim ayaklansa yine de satın alamaz bu nitelikleri , güzellikleri.

 

       Antikacı : Hayata dair son olarak şunları söylemişti; Önyargılarımızı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Soylu adamın ; en büyük serüveni buydu işte; kendisini tanımak ve önyargılarını yıkması.

 

Tam o sırada önyargılı soylu adam kahrederek, keşke bir taş olsam bu taş kalbimle, ruhsuzluğumla yaşamasam , böyle anılmasam artık! diye söylenirken...

Birdenbire,

 

Antikacı dükkanı sarsıntıyla beşik gibi bir oyana bir bu yana sallanmaktadır. Soylu adamın dileği kabul olur, sert bir taşa dönüşüverir. Ve Yunanistan meydanında şehrin göbeğinde altın sırmalı bir heykel oluverir. Yunanistan'ın en gözde heykeli olarak anılır. Bu heykel '' Önyargılarını kıran adam ' olarak nitelendirilir. 

 

Yazan : Canan Tuğçe ATEŞ

TÜM HAKLARI SAKLIDIR

 

Kaynak
Paylaş:
Image Description
Canan Tuğçe Ateş Tarafından yazılmıştır

İstanbul Aydın Üniversitesi

0 Yorumlar

    Bu yazıya yorum yapabilirsiniz